Eklojik Tarım,
GİRİŞ
Tarım sektörü doğa ile bir bütün halindedir. Doğada meydana gelecek herhangi olumsuz bir gelişme tarım sektörünün de olumsuz etkilenmesine sebep olacaktır. Bu etkileşim karşılıklı olduğundan dolayı, tarımsal faaliyetler de dolaylı veya dolaysız yoldan doğayı etkilemektedir (Karaer ve Gürlük, 2003, s197-198). Geçmişten günümüze kadar tarımda temel amaç olarak genellikle üretim artışı hedeflenmiştir. Temelde büyük önem taşıyan doğal kaynakların korunması, insan, hayvan ve çevre sağlığı gibi konular ise maalesef göz ardı edilmiştir. Tarımda kimyasal katkı maddeleri, ilaç, gübre, makine gibi metotların uygulanması doğal dengeyi alt üst etmiş, buna bağlı olarak insan ve hayvan sağlığı gün geçtikçe bozulmaya başlamıştır. Bütün bu olumsuz sonuçlar karşısında Avrupa ülkeleri, tarımsal üretim yaparken; çevre, insan ve hayvan sağlığına daha duyarlı olunması amacıyla çalışmalar başlatmış ve ''Ekolojik Tarım'' kavramını ortaya koymuşlardır (Çavdar, 2003, s.14). Bu durumu takiben, dünyada sentetik kimyasal maddeler kullanmadan tarımsal üretim yapılması gerektiğini savunan çeşitli kurumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu kurumlara, Toprak Derneği (Soil Association-İngiltere), Doğa ve Gelişme (Nature et Progrés/Fransa), İsveç Biyodinamik Derneği (İsveç), Güney Afrika Toprak Derneği ve Rhodale Press (ABD) gibi kuruluşlar örnek olarak verilebilir. Bu kuruluşların 1972 yılında Almanya ‘da kurulan Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu (International Organic Agriculture Movement/ IFOAM) çatısı altında toplanmaları ekolojik tarımın yaygınlaşmasını hızlandırmıştır (Dolun, 2003,s.1). Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu Avrupa’da ekolojik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı, sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı ve tüm gelişmeleri üyelerine ve çiftçilere aktarmayı amaçlayarak kurulmuştur. Daha sonra Avrupa’da 2092/91 sayılı AB Direktifinin yayınlanması ile ekolojik üretimin esaslarının denetlenmesi yasalaşmıştır. Bunu 2001 yılında Japonya’da JAS yönetmeliği ve 2002 yılında ABD’de NOB yönetmeliği takip etmiştir (Ünal, 2006, s.8).
Günümüzde başta gelişmiş ülkeler olmak üzere, dünya üzerindeki ülkelerin çoğunda sağlıklı gıda tüketmeye yönelik tercihler artış eğilimi göstermeye başlamıştır. Bu tercihe bağlı olarak oluşan talebi karşılamak amacıyla ekolojik tarım uygulanmaya başlanmıştır. Bunun akabinde gün geçtikçe ekolojik tarım üretim alanlarının ve üreticilerinin sayısı artış göstermiştir. Bu durum dünya ekolojik ürün pazarının da giderek büyümesi sonucunu açığa çıkarmıştır. Bu pazarın büyümesi, gelişmiş ülkeler kadar gelişmekte olan ülkelerin de, dünya ekolojik ürün ve gıda pazarında yer edinebilmek amacıyla çeşitli çalışmalar yapmalarına neden olmuştur (Demiryürek, 2004, s.63).
Ekolojik tarım çalışmaları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından incelendiğinde farklı nedenlere dayanmaktadır. Örneğin, gelişmiş ülkelerde iç pazar talebi ekolojik tarım üretimini yönlendirirken, gelişmekte olan ülkelerde ise ekolojik tarım üretimine ihracattaki talep artışı yön vermektedir. Dolayısıyla gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkeler için hedef pazar konumunda yer almaktadır (Sayın, 2002, s.31).
Çalışmada öncelikli olarak ekolojik tarım kavramı üzerinde durularak, ekolojik tarımın avantaj ve dezavantajları ifade edilmeye çalışılacaktır. Daha sonra dünyada ve Türkiye’de ekolojik tarımın gelişim süreci incelenecek ve istatistik veriler yardımı ile ekolojik tarımın gün geçtikçe artan önemi ortaya konulmaya çalışılacaktır.
1.Ekolojik Tarım
Ekolojik tarım kavramı ile ilgili olarak birçok tanımlama yapmak mümkündür. Bunun sebebi herkes tarafından kabul edilmiş, ortak bir tanımın literatürde yer almayışıdır. Ekolojik tarım, dil farklılıkları nedeniyle farklı ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Örneğin, İngiltere’de organik (organic), Almanya’da ekolojik (ökologish) ve Fransa’da biyolojik (bioloque) kelimeleri kullanılmaktadır. Ekolojik Türkçede ise organik tarım veya ekolojik tarım isimleri kullanılmaktadır. (Gökçe, 1999, s2).
Ekolojik tarımı, ekolojik sistemde yanlış uygulamalar sonucu bozulan doğal dengeyi yeniden sağlamaya yönelik, sentetik kimyasal girdilerin üretimde yer almadığı, hastalık ve zararlılarla mücadelede alternatif tedavi metotlarına yer veren, üretimde sadece miktar artışını değil ürün kalitesinin artmasını ve sürdürülebilirliği amaçlayan, insan, hayvan ve çevre sağlığına önem veren, bütün aşamaları kontrollü ve sertifikalı olan bir üretim şekli olarak tanımlayabiliriz (Çavdar, 2003, s.14). Aynı zamanda ekolojik tarım, sağlıklı gıdalar üretmek ve doğanın dengesini koruma amacına hizmet eden ve üretimin doğal gübreleme yoluyla gerçekleştirilmesini savunan alternatif bir üretim şeklidir (Atiker, 2004, s.1)
Bu bilgiler ışığında genel bir tanımlama yapmaya çalışırsak ekolojik tarım, ekolojik sistemde yanlış üretim teknikleri yüzünden bozulan doğal dengeyi yeniden sağlamaya yönelik, insan, hayvan ve çevreye dostu üretim sistemlerine yer veren, sentetik kimyasal tarım ilaçlarının, hormonların ve mineral gübrelerin kullanımını uygun görmeyen, organik ve yeşil gübreleme, toprağın korunması, bitki direncinin artırılması, doğal düşmanlar yardımıyla dışsallıkların elde edilmesini, üretimde sadece miktar artışının değil, ürün kalitesinin de artırılmasını amaçlayan bir üretim şekli olarak ifade edilebilir. Ekolojik tarımdaki temel amaç insan ihtiyaçlarını gideren her türlü gıda ve besin maddeleri ile barınma ve giyinme maddelerinin insan sağlığına zarar vermeyecek ya da en az zarar verecek şekilde ve devamlı olarak üretilmesini sağlamaktır. Bütün bunların yanında ekolojik tarımın, biyolojik çeşitliğin korunması, erozyon, çölleşme ve iklim değişikliğine neden olan faktörlerin etkisinin en aza indirilmesi, kimyasal kirlilik ve zehirli maddelerin önlenmesini sağlamak gibi amaçları da bulunmaktadır (Demir ve Gül, 2004, s.1).
1.1.Ekolojik Tarımın Avantajları
Ekolojik tarımın belli başlı avantajlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
-Ekolojik tarım çevrenin korunması açısından potansiyel faydaları vardır.
-Ekolojik tarım yenilenemeyen kaynakların korunmasını sağlamaktadır.
-Üretilen ürünlerin kalitesini artırmaktadır (Lampkin, 1994, s.3).
-Sağlıklı beslenme yoluyla insan ve hayvan sağlığını korumaktadır.
-Üretim maliyetlerini düşürmektedir.
-Üretici gelirinde ürettiği ürüne bağlı olarak artış sağlanmaktadır.
-Fiyatı hızla artan kimyasal gübre, pestisit ve enerji girdilerinden tasarruf edilmektedir.
-Sözleşmeli tarımla üreticinin tüm ürününün alınması garanti edilmektedir.
-Ekolojik ürünlerin ihraç fiyatı diğer ürünlerden % 10-20 oranında daha yüksektir.
-Ekolojik ürünlerin ihracatı ile tarım ürünleri için ilave bir kapasite yaratılmaktadır.
-Özel bilgi isteyen ekolojik tarım modeli ziraat mühendisleri için yeni bir istihdam sahaları yaratmaktadır (Demir ve Gül, 2004, s.1).
1.2.Ekolojik Tarımın Dezavantajları
Ekolojik tarımın bir takım dezavantajları da bulunmaktadır. Bunlar:
-Tarımsal ürün arzında yıldan yıla önemli dalgalanmalar yaşanmaktadır. Artan nüfusa bağlı olarak, tüketim düzeyinin ve çeşitliliğinin sürekli artması ekolojik tarımın kısa vadede gelişmesi önünde bir engel teşkil etmektedir.
-Arazilerin çok küçük, parçalı ve birbirine yakın olması ekolojik tarım yapılmasını güçleştirmektedir. Ayrıca ekolojik üretim yapan bir işletme çevrede üretim yapan diğer işletmelerin kullandığı kimyasallar olumsuz dışsallığa neden olmaktadır.
-Özellikle iç piyasalarda ekolojik tarım ürünlerine olan talebin azlığı pazarlama açısından sıkıntı yaşatmaktadır.
-Ekolojik tarımın yeni yaygınlaşması nedeniyle yeterli tarımsal yayım çalışmaları ve eleman bulunmaması ekolojik tarımın diğer bir olumsuz yanıdır (Altın ve Orak, 2006, s.10)
2. DÜNYADA EKOLOJİK TARIM
Avrupa’da 1924 yılında Rudolf Steiner’in biyodinamik tarım konusundaki çalışmaları ekolojik tarımın başlangıcı olarak sayılmıştır. Ekolojik tarımın gelişmesinde 1930 ve 1940’larda ekolojik tarım İsviçre’de Hans Mueller ve eşi Maria Mueller tarafından geliştirilmiştir (Güzel, 2002, s.18-19) İngiltere’de Lady Eve Balfour ve Albert Howard’ın çalışmaları büyük önem taşımaktadır. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise Avrupa’da birçok isletme ekolojik tarıma dönüş yapmıştır. Ekolojik tarım 1990’lı yıllardan itibaren devlet tarafından sübvanse edilmeye başlanmıştır (Dolun, 2003,s.18). Ulusal alanda farklı ülkeler tarafından bağımsız olarak sürdürülen ekolojik tarım çalışmaları, 1972 yılından itibaren IFOAM Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun organizasyonu altında toplanmıştır (Subaşı, 2008, s.5).
Bütün dünyada hızlı bir şekilde artış gösteren ekolojik tarım genellikle ülkelerin geleneksel ürünleri ile başlamıştır. Örnek olarak, Hindistan’da çay, Danimarka’da süt ve süt ürünleri, Arjantin’de et ve et ürünleri, Tunus’ta hurma, zeytinyağı, Türkiye’de kurutulmuş ve sert kabuklu meyveler ekolojik olarak üretilen ilk ürünlerdir. Bugün Dünya üzerinde 130’ dan fazla ülkede ekolojik tarım yapılmaktadır. Bu ülkelerin büyük bir kısmını gelişmekte olan ülkeler oluşturmakla birlikte, bazı az gelişmiş ülkelerde de ekolojik tarım yapılmaktadır (Demir ve Gül, 2004, s.2).
2006 yılına göre dünya üzerinde yapılan ekolojik tarımın kıtalar arasında dağılımı şu şekildedir:
Grafik1: 2006 Yılına Göre Dünyada Ekolojik Tarım Alanları (%)
Kaynak: Willer, 2008, s.28.
Grafikte 2006 yılına göre dünyada ekolojik tarım yapılan alanların kıtalar arasındaki dağılımı gösterilmektedir. Grafiğe göre en çok ekolojik tarım yapılan alan % 42 lik bir oranla Avustralya / Okyanusya’ dadır. Sırasıyla % 24 lük bir oranla Avrupa, % 16 ile Latin Amerika, %10 ile Asya, %7 ile Kuzey Amerika ve % 1 lik bir oranla Afrika gelmektedir. Avustralya ekolojik tarım yapılan en büyük arazi payına sahip olmasına rağmen, ekolojik tarım yapılan arazilerin mevcut tarım arazileri içindeki payı dikkate alındığında, Avrupa kıtasında mevcut tarım arazilerinin çok daha büyük bölümünde ekolojik tarım yapıldığı görülmektedir. Bu durumun oluşmasında Avrupa’da uygulanan teşvik politikaları önemli rol oynamaktadır (Dolun, 2003,s.20). Avrupa’da ekolojik tarım ürünlerinin iç pazar büyüklüğü dikkate alındığında Almanya, Britanya, İtalya ve Fransa başı çekmektedirler. Söz konusu ülkelerin 2003 yılında toplam gıda satışları içindeki payının % 1-2’lik kısmını ekolojik tarım ürünleri oluşturmaktadır (Demiryürek, 2004, s.66).
Ekolojik tarım üretimi açısından bakılacak olunursa ilk on ülke arasında, Avustralya, Arjantin, İtalya, ABD, Brezilya, Uruguay, Almanya, İspanya, İngiltere ve Şili bulunmaktadır. 2003 yılından itibaren Asya kıtasının ekolojik tarım üretiminde büyük artışlar meydana gelmiştir. Bu artışta Çin’in önemli bir role sahip olduğu söylenebilir. Dünyada gelişen ekolojik tarım ürünü pazarı içinde Avrupa ve ABD’den sonra üçüncü sırayı Japonya almaktadır. İhracatçı ülkeler arasında en önemlileri olarak; ABD, Çin, Hindistan ve Türkiye gösterilmektedir. Ekolojik pamuk üretiminde Türkiye ve Hindistan ilk sıralarda yer almaktadır (Ünal, 2006, s.11).
Tablo1: Dünya’da Ekolojik Gıda Satışları (Milyon $)
|
1999 |
2004 |
Büyüme (%) |
Batı Avrupa |
8175 |
15827 |
93,6 |
ABD |
6000 |
11750 |
95,9 |
Japonya |
2000 |
4300 |
115 |
Kanada |
690 |
1683 |
143,9 |
Avustralya |
110 |
258,5 |
135 |
Diğerleri |
350 |
626 |
79 |
Toplam |
17325 |
34444,5 |
98,8 |
Kaynak: Aytoğu, 2006, s.21.
Tablo1 :’den de anlaşılacağı üzere dünya üzerinde ekolojik tarım ürünleri pazarı büyük bir hızla büyümektedir ve büyümeye de devam edecektir. Buna bağlı olarak bu kadar büyük bir pazarın içerisinde ekolojik tarım ile uğraşan birçok işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerin sayısı yaklaşık olarak 463.000 civarındadır. Ekolojik tarım yapan işletmeler göz önüne alındığında birinci sırayı Meksika, ikinci sırayı İtalya 49.489 ve üçüncü sırayı ise Endonezya almaktadır. Türkiye ise yaklaşık 13.000 civarında işletme sayısı ile ilk 10 ülke arasında yer almaktadır. Ekolojik tarım alanı içinde en büyük paya sahip olan Avustralya’da ekolojik tarımla uğraşan işletme sayısı sadece 1.300 civarındadır (Demir ve Gül, 2004, s.3).
Dünyadaki toplam ekolojik tarım ürünleri satışlarının çok büyük bir kısmı meyve ve sebzelerden oluşmaktadır. Son zamanlarda özellikle Batı Avrupa pazarlarında süt ve et ürünleri gibi ekolojik tarım ürünleri de değer kazanmaya başlamıştır (Demiryürek, 2004, s.66).
3.TÜRKİYE’DE EKOLOJİK TARIM VE ÖNEMİ
3.1.Türkiye’de Ekolojik Tarım
Türkiye’de ekolojik tarım çalışmaları 1980’lerin ortalarından itibaren yabancı firmalar aracılığı ile başlamıştır (Boyacı ve Karaturhan, 2003, s.113). Yabancı firmaların temsilcileri sözleşmeli üretim modeline dayalı olarak, çiftçilerimize ekolojik üretimi tanıtmış ve benimsetmişlerdir (Demiryürek, 2004, s.66). 1992 yılında ülkemizdeki ekolojik tarım hareketini desteklemek, sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) kurulmuştur. ETO, Tarım ve Köy İsleri Bakanlığı basta olmak üzere ilgili kuruluşlarla işbirliği halinde ilki 1999 yılında, ikincisi 2001 yılında “Türkiye Ekolojik Tarım Sempozyumu” düzenleyerek, ekolojik tarımın ülkemizdeki gelişimine katkıda bulunmaya çalışılmıştır (Dolun, 2003,s.2). 1994 yılına gelindiğinde Avrupa Birliğindeki gelişmelere uyum sağlamak üzere Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, çeşitli kurum ve kuruluşların işbirliği ile yönetmelik hazırlama çalışmalarına başlamış ve 18 Aralık 1994 tarihli resmi gazetede “Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik” yayınlanmıştır. 11 Temmuz 2002 yılında ise bu yönetmelik “Ekolojik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” ile tekrar düzenlenmiştir (Babadoğan ve Koç, 2005, s.9). 11 Temmuz 2002 tarih ve 24812 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Ekolojik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” ile ekolojik tarım metodu ile yapılacak üretimin ilkeleri, pazarlaması, kontrolü, sertifikalandırılması ve denetimi esasları belirlenmiştir (Dolun, 2003,s.3). 3 Aralık 2004 tarihli resmi gazetede yayınlanmak üzere en nihayetinde “Ekolojik Tarım Kanunu” yürürlüğe girmiştir (Babadoğan ve Koç, 2005, s.9).
3.2.Türkiye’de Ekolojik Tarım Üretimi
Ülkemizde ekolojik tarım üretimi ilk olarak 1985-1986 yıllarında Ege bölgesinde geleneksel ihraç ürünleri olan Kuru İncir ve Kuru Üzüm gibi ürünlerde yapılmıştır. Zaman içinde bu ürünlere kuru kayısı, fındık gibi ürünlerde katılarak gün geçtikçe ekolojik tarım ürünlerimiz artmıştır (Aytoğu, 2006, s.11)
Tablo2: Türkiye’de Ekolojik Tarımın Gelişim Süreci
Yıllar |
Üretici Sayısı |
Ürün Çeşitliliği |
Ekolojik Tarım Alanı (Hektar) |
1990 |
313 |
8 |
1037 |
1992 |
1780 |
23 |
6077 |
1994 |
1600 |
20 |
5196 |
1996 |
4035 |
37 |
15250 |
1997 |
7417 |
53 |
15906 |
1998 |
8199 |
67 |
24042 |
1999 |
12275 |
92 |
46523 |
2000 |
13187 |
95 |
59649 |
2001 |
15795 |
124 |
111324 |
2002 |
12428 |
150 |
89827 |
2003 |
13044 |
179 |
103190 |
2004 |
9314 |
174 |
162193 |
2005 |
9427 |
205 |
175073 |
2006 |
8854 |
210 |
162131 |
2007 |
10553 |
201 |
135360 |
2008 |
9384 |
260 |
141752 |
Kaynak: Subaşı, 2008, s.2 ve T.C Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı.
Bugün 260 civarında ekolojik tarım ürünü ihraç edilmeye başlanmıştır. Yaş ve kuru meyveler ve sebzeler dışında, işlenmiş ekolojik ürün çeşitlerinde de yıllar içinde önemli artışlar olmuştur. Türkiye’de ekolojik üretimin ürün grupları itibariyle dağılımı %41 meyveler, %35 tarla bitkileri, %10 sebzeler, %14 diğerleri gelmektedir. Türkiye’de ekolojik tarımda avantajlı bölgeler olarak ise, İç Karadeniz şeridi, Kapadokya Bölgesi, Göller Yöresi, Bozcaada, Gökçeada, Karaburun Yarım Adası ve İç Anadolu Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi sayılabilir (Ünal, 2006,s.11).
Tablo3: Türkiye’de Bölgelere Göre Ekolojik Tarım Alanları
Bölgeler |
Ekolojik Tarım Alanları (%) |
Akdeniz Bölgesi |
46,9 |
Ege Bölgesi |
28,1 |
Güneydoğu Anadolu Bölgesi |
11,7 |
Karadeniz Bölgesi |
6,5 |
Doğu Anadolu Bölgesi |
3,2 |
İç Anadolu Bölgesi |
2,3 |
Marmara Bölgesi |
1,4 |
Kaynak: Ünal, 2006, s.12.
2003 yılı itibarıyla Dünyada en fazla ekolojik üretim alanına sahip ülkelere bakıldığında Türkiye 30. Sırada yer almaktadır. Üretici açısından bakıldığında ise en fazla üretici sayısına sahip ülkeler arasında ise 6. sırada yer almaktadır. Bu durum şunu ifade etmektedir ki; Türkiye ekolojik tarım alanında büyük bir potansiyele sahip bir ülkedir (Demiryürek, 2004, s.67).
3.3.Türkiye’de Ekolojik Tarım Ticareti
Ekolojik ürün ihracatımızda en önemli yeri AB ülkeleri almaktadır. İhracat yaptığımız ülkelerin başında Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve Hollanda gelmektedir. Söz konusu ülkelere en çok kuru üzüm, kuru incir, fındık, nohut, kuru elma, mercimek gibi ürünler ihraç edilmektedir (Demir ve Gül, 2004, s.3). AB ülkeleri dışında Kuzey Avrupa Ülkeleri, ABD, Kanada ve Japonya da bizim için potansiyel pazar görünümündedir (Babadoğan ve Koç, 2005, s.12).
Tablo4: Türkiye’nin Ekolojik Ürün İhracatı (M: Miktar: Ton, D: Değeri: 1000$)
Ürünler |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
||||
M |
D |
M |
D |
M |
D |
M |
D |
|
Fındık |
847 |
5114 |
827 |
8324 |
772 |
4119 |
608 |
4542 |
Çam Fıstığı |
34 |
665 |
57 |
1214 |
32 |
786 |
59 |
1942 |
Antep Fıstığı |
25 |
198 |
28 |
262 |
20 |
202 |
30 |
389 |
Kuru Üzüm |
3316 |
5258 |
1978 |
3152 |
1247 |
2226 |
1375 |
2618 |
Kuru İncir |
1843 |
4396 |
1420 |
3665 |
636 |
1890 |
1077 |
5413 |
Kuru Kayısı |
1646 |
5381 |
1045 |
3275 |
903 |
2368 |
1169 |
3897 |
Dondurulmuş Meyveler |
930 |
1382 |
1130 |
1164 |
2592 |
4497 |
2354 |
5056 |
Dondurulmuş Sebzeler |
489 |
415 |
299 |
282 |
579 |
484 |
58 |
60 |
Nohut |
871 |
673 |
497 |
453 |
724 |
718 |
864 |
935 |
Mercimek |
1508 |
1366 |
580 |
564 |
7 |
9 |
639 |
567 |
Domates Salçası |
39 |
56 |
37 |
40 |
13 |
87 |
77 |
119 |
Kurutulmuş Elma |
74 |
211 |
27 |
51 |
35 |
69 |
20 |
60 |
Toplam (Diğer Ürünlerle) |
16093 |
33076 |
9319 |
26230 |
10374 |
28225 |
9347 |
29359 |
Kaynak: Subaşı, 2008, s.4
2004 yılında 33 milyon ABD doları karşılığı 16 bin ton ürün ihracatı yapılmıştır. 2005 yılında ise 26 milyon ABD doları karşılığın 9 bin ton ekolojik ürün ihracatı yapılmıştır. 2007 yılına gelindiğinde ise 29 milyon ABD dolarına karşılık yine 9 bin ton ekolojik ürün ihracatı yapıldığı görülmektedir. Her geçen gün daha da önem kazanan ekolojik tarım dünya pazarında neredeyse 100 milyar dolara yakın bir değere ulaşmaktadır. Ekolojik tarım potansiyeli yüksek olan ülkemizin bu pazar içinde sadece 37 milyon dolar civarında bir payı mevcuttur. Ülkemizin ekolojik tarım açısından sahip olduğu avantajlar göz önüne alındığında, bu derecede büyük bir pazar içinde daha çok pay alabilmek için, gerekli düzenlemelerin ve yapısal değişikliklerin yapılması gerektiği açıkça görülebilmektedir (Atiker, 2004, s.3).
Türkiye’de ekolojik ürünlerin iç pazarda talebi oldukça düşüktür. Bunun sebebi olarak ekolojik ürünler konusunda tüketicilerin yeterli bilgi birikimine sahip olmaması, yetiştirilen ekolojik ürün miktarının sınırlı olması ve fiyatların yüksek olması gibi nedenlerden gösterilebilir. Buna karşı olarak büyük süpermarketlerin çoğalması, doğal ve ekolojik ürünlerin satışına yönelik dükkânların açılması iç pazarda bir canlanmaya neden olmasına rağmen, ekolojik ürünlerin iç pazardaki talebi ne yazık ki yeterli oranda artış göstermemiştir (Demiryürek, 2004, s.68). Ülkemizde iç pazarda talep artışının sağlanması amacıyla ekolojik tarıma destek verilmeli, ekolojik tarımın ve ekolojik tarım ürünlerinin ülkemizde tanıtımı sağlanmalı, tüketicilerin de yeterli düzeyde bilgilendirilmesinin yapılması gerekmektedir (Ünal, 2006,s.11).
3.4. Türkiye’de Ekolojik Tarımın Sorunları
Ülkemizde ekolojik tarım sektöründe karşılaşılan bir takım sorunlar söz konusudur. Bu sorunları şu şekilde sıralamak mümkündür (Atiker, 2004, s.2-3).
-Ekolojik tarım ile ilgili teknik elaman eksikliğinin olması,
-Ekolojik tarım üreticilerinin örgütlenmesinde sıkıntı yaşanması,
-Ekolojik tarım ile ilgili olarak üreticilerin genel bilgi ve eğitim düzeylerinin yeterli düzeyde bulunmayışı,
-Ekolojik tarım ile ilgilenen işletmelerimizin küçük çapta olması,
-Üretim ve uygulama aşamasında yeterli bilgi ve doküman bulunmaması,
-Danışmanlık sisteminin yeterince geliştirilememesi,
-Ekolojik tarımda üreticilerin genellikle ithal girdiler kullanması,
-Yerli kaynaklı girdilerin geliştirilebilmesi için gerekli araştırma-geliştirme ve üretim çalışmalarının yetersiz olması,
-Ekolojik tarımı teşvik sistemlerinin gerekli düzeyde destek sağlayamamasıdır.
Ekolojik tarım bütün dünyada hızla gelişen büyük bir sektör haline gelmiştir. Ülkemiz bulunduğu konum itibarıyla, iklim yapısıyla, verimli topraklarıyla ve mevcut beşeri sermayesi ile çok büyük potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin en iyi şekilde ve verimli olarak kullanılabilmesi için ekolojik tarımla ilgili sorunların çözülmesi, ekolojik tarıma gerekli desteğin verilmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
SONUÇ
Günümüzde neredeyse bütün dünyada hayvan, insan sağlığı, çevre temizliği gibi sebeplerden dolayı, tarımda zararlı kimyasal maddelerin kullanılmadığı bir üretim metodu olan ekolojik tarım her geçen gün daha da önemli hale gelmiştir. Değişen dünya içinde insanların, karşılaştıkları sağlık ve çevre sorunlarına daha duyarlı olması ve bu konularda daha bilinçli hale gelmeleri ekolojik tarımın ne derecede önemli olduğunun anlaşılmasını kolaylaştırmıştır. Tüketicilerin gerek iç pazarda gerekse dış pazarda ekolojik tarım ürünlerine olan talebi büyük artış göstermiştir ve bu artış ülkelerin ekolojik tarıma yönelmesi sonucunu doğurmuştur. Dolayısıyla ekolojik tarım sadece bu sebeplerden dolayı değil; mevcut talebi karşılamak amacıyla meydana gelen pazar büyüklüğü sebebiyle ekonomik olarak da büyük önem arz etmektedir. Dünya genelinde, ekonomik büyüklüğü göz önüne alındığında, birçok ülke ekolojik tarım pazarından daha büyük pay elde etmek amacıyla çalışmalar yapmakta ve bu amaç doğrultusunda ekolojik tarıma büyük önem vermektedirler.
Ülkemiz genel konumu, iklimi ve toprak yapısı itibarıyla ekolojik tarım açısından çok büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyeline rağmen ülkemizin dünya ekolojik pazarında aldığı pay çok azdır. Bu nedenle ülkemizde ekolojik tarıma gerekli önemin verilmesi ve dünya ticaretindeki payının artırılması yönünde çalışmalar yapılması gerekmektedir. Diğer taraftan çok düşük oranlarda seyreden iç pazar talebinin de artırılması büyük önem taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda, ekolojik tarım üretim teknikleri ile ilgili araştırmalar yapılmalı ve ekolojik tarım teşvik edilmesi gerekmektedir. Ekolojik tarım üretiminin ve tüketiminin sağlık, çevre açısından öneminin vurgulanması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Mevcut üreticilerin sorunları ele alınmalı, tüketici tercihleri üzerinde durulmalıdır. Gerek üreticilerin, gerekse tüketicilerin ekolojik tarıma bakış açıları değiştirilmeli, ekolojik tarımla ilgili olarak bilinçlendirilmelidirler. Ekolojik tarım ile ilgili olara eğitim ve tanıtım faaliyetlerinin ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından koordinasyonlu bir şekilde yapılmalıdır. Devlet tarafından gerekli olan destek ve teşviklerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
***
Kaynaklar
ALTIN Murat ve ORAK Adnan, “Organik Tarım”, Ed. Ahmet Aydemir, Tema Yayınları, 2006.
ATİKER Mustafa, “Organik Tarım Nedir?”, Konya Ticaret Odası Etüt-Araştırma Servisi, Sayı:40, Konya, 2004.
AYTOĞU Rasim Kaan, Organik Tarım Analizi ve AB Pazarı Fırsatı, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, Yayın No: 2006-12, İstanbul, 2006.
BABADOĞAN Gülay ve KOÇ Dilek, Organik Tarım Ürünleri Dış Pazar Araştırması, İGEME, 2005.
BOYACI Murat ve KARATURHAN Buket, “Ekolojik Üretimde Tarımsal Yayım Faaliyetleri Üzerine Bir Araştırma”, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, Sayı:40, Cilt:3, ss.113-120, 2003.
ÇAVDAR Yahya, “Organik Tarıma Genel Bir Bakış ve Organik Su Ürünleri Yetiştiriciliği”, SÜMAE YUNUS Araştırma Bülteni, Sayı:3, ss.14-16, 2003.
DEMİR Alkan, GÜL Umut, “Organik Tarım”, Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü-Bakış, Sayı:5, Ankara, ss.1-4, 2004.
DEMİRYÜREK Kürşat, “Dünya ve Türkiye’de Organik Tarım”, H.R. Ü.Z.F. Dergisi, Sayı:8, ss. 63-71, 2004.
DOLUN Leyla, Organik Tarım, Türkiye Kalkınma Bankası Araştırma Müdürlüğü, Ankara, 2003.
GÖKÇE Osman, “Organik Tarım ve Çevre İlişkileri”, 3. Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi, İzmir, 25-26 Kasım 1999.
GÜZEL Tülay, Almanya Organik Tarım Ürünleri Sektörü ve İhracat Olanakları, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, Yayın No: 2002-45, İstanbul, 2002.
KARAER Feza ve GÜRLÜK Serkan, “Gelişmekte Olan Ülkelerde Tarım-Çevre-Ekonomi Etkileşimi”, Doğuş Üniversitesi Dergisi, Sayı:4, Cilt:2, ss.197-206, 2003.
LAMPKIN H. NICOLAS, “Organic Farming: Sustainable Agriculture in Practice”, (Ed. N.H. Lampkin and S.Padel The Economics of Organic Farming An International Perspective), CAB International, 1994.
SAYIN Cengiz, “Avrupa Birliğinde Organik Tarıma Yönelik Politikalar”, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, Sayı.15, ss:31-38, 2002.
SUBAŞI KOÇ Dilek, “Organik Tarım Ürünleri”, Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi, Ankara, 2008.
ÜNAL Sabiha, “Organik Tarım ve Hayvancılık”, Veteriner Hekimler Derneği Dergisi-Aktüel, Sayı:4, Cilt: 77, ss: 8-12, 2006.
WILLER Helga, “Organic Agriculture Worldwide: Current Statistics”, The World Of Organic Agriculture Statistic & Emerging Trends, 2008.